İnsanlarda cinsel içgüdü diğer hayvanlara göre daha güçlü, cinsel yaşam daha yoğun ve süreklidir. Bazı yazarlar bunun insanın sinir sisteminin daha gelişmiş olmasından ileri geldiğini savunmaktadır. Bazılarına göreyse, insan cinselliğinin bu şiddeti, insanlarda anne, baba ve yakın akrabalarla cinsel ilişki kurulamaması gibi yasaklarla cinsel doyumun ertelenmiş olmasından kaynaklanmaktadır. Desmond Morris (Zoolog) gibi bazı araştırmacılarsa tam tersine, insanlarda çift ve aile yaşamının sürebilmesi ve karı koca ilişkilerinin doyurucu hale gelebilmesi için cinsel faaliyetin daha karmaşıklaşmak, zenginleşmek ve yoğunlaşmak zorunda kaldığını söylemektedir. Ama nedenleri ne olursa olsun, insan cinselliğindeki bu yoğunluğun onun anatomisinde, diğer hayvanlarda rastlanmayan çok belirli özelliklere yol açtığı doğrudur.
Bu özelliklerden ilk dikkat çekeni, kadın göğüsleridir. Kadın göğüslerindeki büyümenin cinsellikle değil, annelikle ilgili bir gelişme olduğu söylenir. Ne var ki, başka hayvanlarda ve insanlara en yakın maymunlarda; dişiler yavrularına yeterli miktarda süt verdikleri halde, memeleri insan dişisinde olduğu gibi büyük ve yuvarlak değildir. Bu nedenle, kadın memesine bütünüyle bir cinsel çekim öğesi, insanlar arası bir cinsel işaretleşme olarak bakılabilir. Cinsel uyarılma sırasında meme başlarının şişmesi ve dikleşmesi ve çoğu kadında da meme ucundaki koyu renkli dokunun (areola) daha da koyulaşması bu cinsel işaretleşmenin, bedensel dilin bir parçasıdır.
İnsanlarda kulak memeleri de aynı işleve sahiptir. Bu organın işitmeyle ilgili hiç bir görevi yoktur. Anatomistler , kulak memesinin yararı olmayan bir yağ dokusu olduğu görüşündedir. Bu organ. olsa olsa, insanların eskiden sahip olduğu büyük kulakların bir kalıntısı olarak görülmektedir. Ne var ki, insana en yakın hayvanlara bakıldığında buna benzer bir organa rastlanmamaktadır. Şempanzelerin ve gorillerin kulaklarının altı, başlarına yapışıktır. Gerçekte kulak memelerinin tek bir görevi vardır ve uygar toplumlarda egemen olmuş cinsellik karşıtı anlayış, bu görevin açıkça belirtilmesini önlemiştir. Cinsel uyarımların etkisiyle şişen, kızaran ve son derece duyarlı hale gelen kulak memesi, esas olarak bir haz merkezidir. Bir çok kadın ve erkeğin ancak kulak memesinin uyarılması sonucunda orgazma ulaştığı düşünülürse, bu yararsız gibi görünen organın işlevi daha iyi anlaşılır. Hayvanlarda görülmeyen o uzun süreli, yoğun sevişme kendine gerekli organları da oluşturmuştur.
İnsanlara özgü bir başka cinsel organ da dudaklardır. İnsan dudağı, diğer hayvanlardan oldukça farklı bir biçim taşır. Hiç bir hayvanın dudağı bizimkiler gibi dışa dönük değildir. Şempanze/er de zaman zaman dudak/anını ileri uzatıp dışa dönmektedir ama, onlar için bir somurtma ifadesidir bu. Dudakları normal olarak kapalıdır. Oysa insan dudağı sürekli olarak kıvrık ve dışa dönüktür; derisi, yüzün derisinden farklı olan bir mukozayla kaplıdır ve yüzün geri kalan kısmından hemen ayırdedilen kesin çizgili bir biçimi vardır. Bu belirgin biçim, dudakların bir görsel işaretleşme aracı olmasına yol açar. Ayrıca, dudağın çok hareketli bir organ oluşu ve böylece çeşitli duyguları ifade edebilmesi de, bu işaretleşmeyi kolaylaştırır. Bu açıdan, dudaklar cinsel uyarılma ve çekim sırasında çok önemli bir rol oynamaktadır. Duyarlı mukoza, dudağın , burundan çok daha yoğun bir haz merkezi olmasını sağlarken, sürekli dışa dönük dudak yapısı da uzun süreli öpüşmeyi mümkün kılmaktadır. Buna karşılık, eğer insan dudağı da maymunların dudağı gibi kapalı olsaydı, öpüşmek için özel bir çaba harcanması ve ağız kaslarının sürekli gerilmesi gerekirdi. Bu da öpüşmeden alınacak hazzın azalmasına yol açardı.
Erkek - Kadın Cinsel Bilgi Merkezi
erkek cinsel hayat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
erkek cinsel hayat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bel Soğukluğu Tedavisi
Tedavide hastalığın şiddetine göre ağızdan alınan tablet şeklindeki antibiyotikler veya iğne şeklindeki antibiyotikler ve genellikle birden fazla ilaç kullanılır. Eş tedavisi de yapılır.
Hastalığın ağır olduğu durumlarda hastaneye yatırılarak yapılan tedavi önemlidir.
Tedavide temel amaç hastalığın vücutta yayılmasını ve en az bunun kadar önemli genital sistemde hasar bırakmasını önlemektir.
Erken başlanan tedavi tüplerin tıkanmasını önlemede oldukça etkilidir.
Nasıl Korunulabilir?
Tüm cinsel yolla bulaşan hastalıklardan korunmada geçerli kurallar burada da geçerlidir: yeterince iyi tanınmayan veya başkalarıyla birlikte olduğundan şüphelenilen biriyle beraber olunduğunda prezervatif kullanmak.
Prezervatif usulüne uygun kullanıldığında korunmada son derece etkilidir.
Hastalığın ağır olduğu durumlarda hastaneye yatırılarak yapılan tedavi önemlidir.
Tedavide temel amaç hastalığın vücutta yayılmasını ve en az bunun kadar önemli genital sistemde hasar bırakmasını önlemektir.
Erken başlanan tedavi tüplerin tıkanmasını önlemede oldukça etkilidir.
Nasıl Korunulabilir?
Tüm cinsel yolla bulaşan hastalıklardan korunmada geçerli kurallar burada da geçerlidir: yeterince iyi tanınmayan veya başkalarıyla birlikte olduğundan şüphelenilen biriyle beraber olunduğunda prezervatif kullanmak.
Prezervatif usulüne uygun kullanıldığında korunmada son derece etkilidir.
Belsoğukluğu Hakkında Bilmeniz Gerekenler
Gonare (Bel soğukluğu), cinsel ilişki yolluyla bulaşan, özellikle cinsel yönden aktif gençleri hedef alması ve tedavi edilmez ise ilerleyerek kısırlığa yol açmasında dolayı oldukça önemlidir.
Çok eşli cinsel yaşam, cinsel aktivitenin erken yaşta başlaması, hastalığın saklanması bazen de hiç belirti vermeden seyretmesi nedeniyle yayılımı oldukça fazladır. Cinsel ilişki ile tanımlanan vajinal, anal ve oral ilişkilerdir.
Belirtiler heri ki cinsiyette de daha çok idrar yolu enfeksiyonu gibidir, erkekte penisten gelen beyaz-sarı renk akıntı en önemli belirtisidir.İdrar yaparken yanma, acıma ve penisin ucunda kızarıklık da olabilir, kadında daha çok iç üreme organlarda hastalık yaptığından %50 hastada hiç belirti vermeyebilir ama yine de da beyaz-sarı renk vajinal akıntı, ağrılı idrar yapma ve adet kanamaları arasında ara kanamaları görülmesi önemli belirtiler arasındadır. Doğum sırasında enfekte vajen yolundan çıkacak çocukta enfeksiyon çocuğun gözlerini enfekte edebilir ve körlük ile sonuçlanabilir.
Bu belirtiler ile gelen kişilerin akıntılardan alınacak örneklerde mikrobun bulunmasıyla teşhis konulabilir ve tedavisi mutlaka bir doktor tarafından verilmeli çünkü hemen hemen aynı belirtilere yol açan birçok benzer mikrop tipi vardır.. Tedavi doktorun tarif ettiği şekilde uygulanmalıdır ve unutulmamalıdır ki cinsel eşlerinde doktora getirilmesi ve onların da tedavi almaları mutlaka gereklidir.
OPR. DR. ARMAN ÇEKMEN-ÜROLOJİ UZMANI
Çok eşli cinsel yaşam, cinsel aktivitenin erken yaşta başlaması, hastalığın saklanması bazen de hiç belirti vermeden seyretmesi nedeniyle yayılımı oldukça fazladır. Cinsel ilişki ile tanımlanan vajinal, anal ve oral ilişkilerdir.
Belirtiler heri ki cinsiyette de daha çok idrar yolu enfeksiyonu gibidir, erkekte penisten gelen beyaz-sarı renk akıntı en önemli belirtisidir.İdrar yaparken yanma, acıma ve penisin ucunda kızarıklık da olabilir, kadında daha çok iç üreme organlarda hastalık yaptığından %50 hastada hiç belirti vermeyebilir ama yine de da beyaz-sarı renk vajinal akıntı, ağrılı idrar yapma ve adet kanamaları arasında ara kanamaları görülmesi önemli belirtiler arasındadır. Doğum sırasında enfekte vajen yolundan çıkacak çocukta enfeksiyon çocuğun gözlerini enfekte edebilir ve körlük ile sonuçlanabilir.
Bu belirtiler ile gelen kişilerin akıntılardan alınacak örneklerde mikrobun bulunmasıyla teşhis konulabilir ve tedavisi mutlaka bir doktor tarafından verilmeli çünkü hemen hemen aynı belirtilere yol açan birçok benzer mikrop tipi vardır.. Tedavi doktorun tarif ettiği şekilde uygulanmalıdır ve unutulmamalıdır ki cinsel eşlerinde doktora getirilmesi ve onların da tedavi almaları mutlaka gereklidir.
OPR. DR. ARMAN ÇEKMEN-ÜROLOJİ UZMANI
Etiketler:
Belsoğukluğu,
erkek cinsel hayat
Belsoğukluğunun Kısırlıklar İlişkisi Var mıdır?
Bel soğukluğu, cinsel ilişki yolluyla bulaşan bir hastalıktır. Özellikle cinsel yönünden aktif gençleri hedef alması ve tedavi edilmez ise ilerleyerek kısırlığa yol açmasında dolayı oldukça önemlidir.
Düşük sosyoekonomik düzey, çok eşli cinsel yaşam, cinsel aktivitenin erken yaşta başlaması, hastalığın saklanması bazen de hiç belirti vermeden seyretmesi nedeniyle yayılımı oldukça fazladır.
Hasta bir erkekten cinsel eşine bir tek ilişki ile %50, daha fazla ilişkide %90, hasta bir kadından cinsel eşine bir tek ilişki ile %20, daha fazla ilişki ile %60-80 bulaşma riski vardır. "Cinsel ilişki" ile kastedilen vajinal, anal ve oral ilişkilerdir.
Erkekte belirtileri daha çok idrar yolu enfeksiyonu gibidir. Penisten gelen beyaz-sarı renk akıntı en önemli belirtisidir. İdrar yaparken yanma, acıma ve penisin ucunda kızarıklık da olabilir.
Kadında belirtileri idrar yolu enfeksiyonu benzeri bulgular yanında daha çok iç üreme organlarda hastalık yaptığından %50 hastada hiç belirti vermeyebilir. Yine burada da beyaz-sarı renk vajinal akıntı, ağrılı idrar yapma ve adet kanamaları arasında ara kanamaları görülmesi önemli belirtiler arasındadır.
Ayrıca gebe kadında bel soğukluğu düşüklere ve erken doğumlara neden olabilir. Doğum sırasında bebeğe bulaşabilir ve bebeğin gözlerinde iki taraflı akıntı ile başlayan, körlüğe kadar varabilen hastalığa yol açar.
Bel soğukluğu makatta hastalık yaparsa anus çevresinde kaşıntı, ağrı, makattan kanama ve akıntı gibi belirtiler verir. Boğazda yerleşirse (cinsel organdan ağıza bulaşmış olabilir) daha ciddi hastalığa ve mikrobun kana karışmasına neden olabilir.
Teşhisi oldukça kolaydır. Bu belirtiler ile gelen kişilerin akıntılardan alınacak örneklerde mikrobun gösterilmesiyle teşhis konulabilir ama daha çok hastadaki belirtilere (klinik tablosu) sebep olan en sık rastlanan mikroba yönelik tedavi verilir.
Tedavisi de oldukça kolaydır ancak mutlaka bir doktor tarafından verilmeli çünkü hemen hemen aynı belirtilere yol açan birçok mikrop var. Tedavi de doktorun tarif ettiği şekilde uygulanmalıdır. Cinsel eşlerinde doktora getirilmesi ve onların da tedavi almaları mutlaka gereklidir.
Düşük sosyoekonomik düzey, çok eşli cinsel yaşam, cinsel aktivitenin erken yaşta başlaması, hastalığın saklanması bazen de hiç belirti vermeden seyretmesi nedeniyle yayılımı oldukça fazladır.
Hasta bir erkekten cinsel eşine bir tek ilişki ile %50, daha fazla ilişkide %90, hasta bir kadından cinsel eşine bir tek ilişki ile %20, daha fazla ilişki ile %60-80 bulaşma riski vardır. "Cinsel ilişki" ile kastedilen vajinal, anal ve oral ilişkilerdir.
Erkekte belirtileri daha çok idrar yolu enfeksiyonu gibidir. Penisten gelen beyaz-sarı renk akıntı en önemli belirtisidir. İdrar yaparken yanma, acıma ve penisin ucunda kızarıklık da olabilir.
Kadında belirtileri idrar yolu enfeksiyonu benzeri bulgular yanında daha çok iç üreme organlarda hastalık yaptığından %50 hastada hiç belirti vermeyebilir. Yine burada da beyaz-sarı renk vajinal akıntı, ağrılı idrar yapma ve adet kanamaları arasında ara kanamaları görülmesi önemli belirtiler arasındadır.
Ayrıca gebe kadında bel soğukluğu düşüklere ve erken doğumlara neden olabilir. Doğum sırasında bebeğe bulaşabilir ve bebeğin gözlerinde iki taraflı akıntı ile başlayan, körlüğe kadar varabilen hastalığa yol açar.
Bel soğukluğu makatta hastalık yaparsa anus çevresinde kaşıntı, ağrı, makattan kanama ve akıntı gibi belirtiler verir. Boğazda yerleşirse (cinsel organdan ağıza bulaşmış olabilir) daha ciddi hastalığa ve mikrobun kana karışmasına neden olabilir.
Teşhisi oldukça kolaydır. Bu belirtiler ile gelen kişilerin akıntılardan alınacak örneklerde mikrobun gösterilmesiyle teşhis konulabilir ama daha çok hastadaki belirtilere (klinik tablosu) sebep olan en sık rastlanan mikroba yönelik tedavi verilir.
Tedavisi de oldukça kolaydır ancak mutlaka bir doktor tarafından verilmeli çünkü hemen hemen aynı belirtilere yol açan birçok mikrop var. Tedavi de doktorun tarif ettiği şekilde uygulanmalıdır. Cinsel eşlerinde doktora getirilmesi ve onların da tedavi almaları mutlaka gereklidir.
Bel Soğukluğu Nedir?
Erkeklerde : Bulaşma olan temas/ilişkiden sonraki 2-7 gün içerisinde belirtiler ortaya çıkar. İdrar yaparken hafif bir sızlama hissi ile başlar ve giderek daha ağrılı bir hal alır. İdrar yollarının ağzından irinli sarı- yeşil akıntı gelir. Aynı zamanda akıntının geldiği bölgede kızarıklık ve şişlikte oluşabilir. İdrar yapma hissi oldukça sıktır ancak az miktarda idrara çıkılır.
Enfekte kişi ile yapılan anal seks ile rektumda yine akıntı, ağrı, kızarıklık gibi şikayetlerle ortaya çıkan rektum gonoresi oluşabilir. Oral seks ile boğazda gonore enfeksiyonu oluşabilir. Ayrıca salgıların göze bulaşması sonucu konjunktivit de oluşturabilir. Gonoreli bir anne tarafından doğurulan çocukta da gözlerde kızarıklık ve akıntıya neden olan konjunktivit oluşturabilir. Tedavi edilmemesi halinde körlüğe kadar ilerleyebilir.
Uygun tedavi edilmediği takdirde hem kadın hem de erkekte kısırlığa neden olabilir. Ayrıca gonoresi olan kadınlarda dış gebelik görülme olasılığı artar.
Kadında akıntı ve kasık ağrısı tüplere zarar verme ihtimali olan enfeksiyonların hemen tümünde görüldüğünden, bu iki belirti oluştuğunda kadınların erken tedavi olanaklarından yararlanmak için doktora başvurmaları son derece önemlidir.
Enfekte kişi ile yapılan anal seks ile rektumda yine akıntı, ağrı, kızarıklık gibi şikayetlerle ortaya çıkan rektum gonoresi oluşabilir. Oral seks ile boğazda gonore enfeksiyonu oluşabilir. Ayrıca salgıların göze bulaşması sonucu konjunktivit de oluşturabilir. Gonoreli bir anne tarafından doğurulan çocukta da gözlerde kızarıklık ve akıntıya neden olan konjunktivit oluşturabilir. Tedavi edilmemesi halinde körlüğe kadar ilerleyebilir.
Uygun tedavi edilmediği takdirde hem kadın hem de erkekte kısırlığa neden olabilir. Ayrıca gonoresi olan kadınlarda dış gebelik görülme olasılığı artar.
Kadında akıntı ve kasık ağrısı tüplere zarar verme ihtimali olan enfeksiyonların hemen tümünde görüldüğünden, bu iki belirti oluştuğunda kadınların erken tedavi olanaklarından yararlanmak için doktora başvurmaları son derece önemlidir.
Etiketler:
bel soğukluğu,
Bel Soğukluğu Nedir?,
erkek cinsel hayat
Adnropoz - Erkekler! Siz hangi T'siniz?
Osman Müftüoğlu ile ne zaman röportaj yapsam çok eğleniyorum. Hem şaşırıyorum hem de bir sürü şey öğreniyorum.
Müftüoğlu, andropoza ve orta yaş krizine yepyeni bir yorum getirdi: T ölçüsü. Testosteron hormonu deyip geçmeyin, nelere kadirmiş öğrenin.
HAMİŞ: Röportaj, yarın da devam edecek...
Neden bazı insanlar sevişmekten çok hoşlanıyor, bazıları durumu idare ediyor, bazıları numara yapıyor, bazıları ise nefret ediyor. Bütün bu dalgalanma neyle ilgili, neye göre değişiyor?
- Cinsel dürtü, psikolojimizin ta derinlerinden kaynaklanıyor. Pek çok şey söz konusu. Ama en önemli etken, genler. Genlerin de aracı kurumları var: Hormonlar. Hormonlarımızın inip çıkması, davranış kalıplarımızı etkiliyor. Baş oyuncu da testosteron. Kadında da erkekte de, libidoyu testosteron belirliyor. Özellikle de erkekte...
Yüksek testosteron, bir erkek için ödül mü, ceza mı?
- Bir yanıyla ödül, bir yanıyla ceza. Yüksek testosteronlu erkeklerin ortak özellikleri, fethetmek, sahiplenmek, yönetmek ve hükmetmek. Onlar, iktidar sahibi olma ve iktidarı ellerinde tutma eğilimindeler. Uzlaşmacı değiller. Değişimden yanalar, hareketliler. Topluluklarla birlikte olmaktan hoşlanıyorlar. Neşeli olmaya açıklar. Onlar, kendi yollarını kendileri çizen erkekler. Kendi hayat planlarını kendileri yapıyor, kendi oyunlarını kendileri oynuyorlar. Başkalarının verdiği rollerden hoşlanmıyorlar. Figüran olmak istemiyorlar. Vazgeçmiyorlar, pes etmiyorlar.
Vayy nelere kadirmiş bu testosteron!
- Evet, meslek seçimlerinde bile etkili. Araştırmalar gösteriyor ki, din adamlarında testosteron düşük. Buna karşılık, aktörlerde yüksek. Kütüphane yöneticilerinde düşük. Politikacılarda yüksek. Ortalama testosteron seviyesine sahip bir siyasetçi bile, iktidara geldiğinde testosteron seviyesi yükseliyor, muhalefetteyken düşüyor. Şampiyonluğa yaklaşan takımın futbolcularının testosteron seviyesinde de benzer şeyler gözleniyor. Takım baş aşağı gidiyorsa, futbolcuların testosteronu düşüyor. Statüsünü kaybeden bir CEO'nun testosteronu da düşüyor. Yükselme sürecinde daima daha fazla testosteron pompalandığını gösteren bulgular var. Bir de şu ilginç: Yüksek testosteronlu erkeklerin aldatma, ikinci bir eş bulma ve şiddet kullanma eğilimleri daha fazla.
Peki düşük testosteronlu erkekler?
- Cinsel isteği ve gücü az olan erkekler. Sabırsız, alıngan, gergin ve kasvetliler. Hüzünlü, endişeli ve depresyona eğilimliler. Pozitif değiller. Kıskanç ve takıntılılar. Sürekli kötü şeyler olacağı korkusu içindeler. Kendilerine güvenleri az. Yorgun ve bitkin haldeler. Daha umutsuzlar ama daha uyumlular, kolay baş eğiyorlar, kolay susuyorlar. Kısacası zor konsantre olan, iş ve sağlık sorunları olan reaksiyoner ve mutsuz erkekler. Aşırı endişeli ve kıskanç. Uyarılmaya da çok açık. Cinsel uyarılmaya değil, sosyal uyarılmaya. Bu nedenle depresyona da açık. Endişelerini ve korkularını yenebilmek için de genellikle kendilerinden daha genç partnerlerle testosteronlarını yükseltme yoluna gidiyorlar.
Yani 60'ından sonra evden kaçıp yeni maceralara atılanlar, testosteronları yüksek olduğu için böyle davranmıyorlar.
- Tam tersine, testosteronları düşmeye başladığı için bu tür arayışlara giriyorlar. Ama tabii testosteronları yüksek olduğu için ikinci eş bulma eğiliminde olan erkekler de var.
EKİMDE EN YÜKSEK NİSANDA EN DÜŞÜK
Bunun ideali ne?
- Orta testosterona sahip olmak. Makul çoğunluk zaten böyle. Ama dünyayı yüksek testosteronlu erkekler yönetiyor.
Yüksek testosteronu düşürmek...
- Mümkün değil. Böyle bir tıbbi yöntem yok.
Peki düşük testosteronu yükseltmek...
- O mümkün işte. Çeşitli tabletler ya da ampuller, iğneler var. Jel şeklinde vücudunuza sürebiliyorsunuz da. Ama bu eksilen testosteronu yerine koymayı, bir testosteron banyosu gibi düşünmeyin. Çünkü testosteronun olası yan etkileri de var, özellikle de kontrolsüz kullanıldığı zaman. Kalp sorunlarını tetikleyebilir ya da prostat kanseri gibi riskleri olabilir.
Peki ne yapacak testosteronu düşen bir erkek?
- Düşük testosteron belirtilerini taşıdığını düşünüyorsa, bir ürologa gidecek...
Nedir o belirtiler?
- Çabuk yorulmak, düşük enerjili olmak, uyuklama eğilimi, kas güçsüzlüğü, göbek çevresinde yağlanma, kilo alma, boy kısalması, tüylerde dökülme ve azalma. Esas olarak da, belirgin bir sertleşme sorunu ve eskiye oranla daha az cinsel ilişkiye girme isteği...
Kandaki testosteron seviyesi, herhangi bir laboratuarda ölçtürülebilir mi?
- Tabii. Aç karnına herhangi bir laboratuvara gidip kan vermek yeterli. Toplam ve serbest testosteronlarını ölçtürerek daha net bilgi sahibi olabilirler. Bir de seks hormonunu bağlayan globulin (SHBG) diye üçüncü bir parametre var. Bu üçü bir erkeğin testosteron seviyesi hakkında üç aşağı beş yukarı fikir verir. Ya da doğrudan bir üroloğa gidebilirler. Eğer imkanları varsa, androloji konusunda uzmanlaşmış bir üroloğa gitmelerini tavsiye ederim.
Ürolog ne yapacak?
- Vücuttaki testosteron düşüşünün sebebini araştıracak. Çünkü testosteronu yüksek biri olabilirsiniz, sonradan düşmüş olabilir. Testosteron, sabit bir şey değil. Tıpkı tansiyon gibi, gün içinde değişimleri olabiliyor. Sabahleyin en yüksek düzeyde. Akşama doğru azalıyor. O yüzden sabahları erkekler cinsel istek konusunda fazla zorluk çekmezler. Bazı aylarda yüksektir, bazı aylarda düşüktür. Ekim mesela en yüksek olduğu ay, nisan en düşük olduğu ay. Çok oynak bir hormon, gün içinde de üç, dört kez değişiyor. Kadının göğsünden, kalçasından da etkileniyor. Cinsel ilişki sıklığından da. Cinsel ilişki sıklığı arttıkça testosteron üretimi yükselme eğilimine geçiyor.
Bekar ve evli erkeklerin testosteron seviyelerinde bir fark var mı?
- Olmaz mı? Bekar erkeklerde testosteron, evli erkeklere göre daha yüksek. Evli erkeklerin de boşandıkları zaman testosteronları artıyor. Evli erkekler, çocuk sahibi olduklarında testosteronları azalıyor. Ve tabii esas olarak, bütün erkeklerin yaşlandıkça testosteronları düşüyor...
YÜKSEK T'LER
Kendi yollarını kendileri çizen erkekler. Kendi hayat planlarını kendileri yapıyor, kendi oyunlarını kendileri oynuyorlar. Figüran olmayı istemiyorlar. Hükmetmeye, direnmeye, fethetmeye, iktidar sahibi olmaya ve iktidarı elinde tutmaya eğilimliler. Vazgeçemiyorlar, pes etmiyorlar.
DÜŞÜK T'LER
Cinsel isteği ve gücü az olan erkekler. Sabırsız, alıngan, gergin ve kasvetliler. Hüzünlü, endişeli ve depresyona eğilimliler. Pozitif değiller. Kıskanç ve takıntılılar. Sürekli kötü şeyler olacağı korkusu içindeler. Kendilerine güvenleri az. Yorgun ve bitkin haldeler. Daha umutsuzlar ama daha uyumlular, kolay baş eğiyorlar, kolay susuyorlar.
ORTA T'LER
Makul çoğunluk zaten orta T. Daha huzurlu ve daha sorunsuz bir hayat istiyorsanız siz de orta T olmayı hedefleyin. Ama dünyayı yüksek T'ler yönetiyor.
Etrafımıza sorduk mini bir anket yaptık
YÜKSEK TESTOSTERON
Marlon Brando, Frank Sinatra, James Dean, Bill Clinton, François Mitterrand, Jacques Chirac.
Türklerden Ayhan Işık, Yılmaz Güney, Muzafer Tema, Moğollar, Süleyman Demirel, Tayyip Erdoğan, Ertuğrul Özkök, Emin Çölaşan.
DÜŞÜK TESTOSTERON
Beatles. Çünkü uzlaşmacı. Buna karşılık Rolling Stones kasabayı yakıyor, kavgacı ve agresif.
Türklerden, Hulusi Kentmen, Beyaz Kelebekler.
ORTA TESTOSTERON Makul çoğunluk
BUNUN ADI ANDROPOZ DEĞİL
DÜŞÜK TESTOSTERON TABLOSU
Andropoz diye bir şey var mı?
- Andropoz kelimesini kullanma konusunda ürologlar arasında tam bir fikir birliği yok. Artık düşük testosteron dediğimiz tablo kabul ediliyor. Çünkü her erkek, andropoza girmiyor...
Ama her kadın, menopoza giriyor...
- Evet kadınlarda yumurtalık belli bir yaşta kendini durduruyor ve çok kısa bir sürede hormonal bir eksilme yaşanıyor. Erkeklerde ise testosteron azalıyor ama hiçbir zaman tamamen yok olmuyor. 50'de azalmaya başlıyor, 65'te biraz daha fazla azalıyor, 70'te belirgin ölçüde azalıyor, 80'de de, ama hep var...
75'inde ama testosteronu 45 yaşında bir erkeğinkine eşdeğer... Böyle vakalar gerçekten var mı?
- Var.
Peki onlar ereksiyon sorunu yaşamıyorlar mı?
- Yaşayabilirler de yaşamayabilirler de. Ereksiyonun 4'lü parametresi var: Erkeğin psikolojisi, damarlarınızın sağlam olup olmaması, sinir sisteminizin ve hormonlarınızın durumu. 75 yaşında bu tür sorunları hiç yaşamayan erkekler olabilir. Ama 75 yaşında olmasına rağmen, cinsel organlarında yaşlanmaya bağlı olarak oluşan sorunları çözme yeteneği kazanmış, bununla ilgili destekleri kullanan bir kadında da sorun olmayabilir.
Orta yaş krizi ile andropoz aynı şey mi?
- Değil. Üstelik çoğunlukla karıştırılıyor. Andropoza giren her erkeğin mutlaka orta yaş krizi yaşaması gerekmiyor. Orta yaş krizi, daha çok psikolojik alanda cereyan ediyor. Ve sadece erkeklere özgü değil, orta yaş krizini kadınlar da yaşıyor. 45'lerde başlıyor. Bir diğer adı da Kayıplar Sendromu. Daha doğrusu, bu kayıpları iç dünyalarında tolere edemeyenlerin sendromu. Erkek mesela birdenbire sağlığına, dış görünümüne düşkün bir hale geliyor. Daha genç kadınlarla gönül eğlendirme eğilimleri ortaya çıkmaya başlıyor...
Biz de "Andropoza girdi, böyle oldu" diyoruz...
- Oysa, burada sözü edilen orta yaş krizi. Hiç orta yaş krizine girmeden çok keyifli andropoz yaşayan erkekler de var. Ama orta yaş krizine girmeden keyifli menopoz yaşayan kadınlar da var. Orta yaş krizi, daha çok psikolojik, diğeri ise hormonal ve metabolik...
Testosteronu eksilmiş erkeğe Viagra iyi gelir mi gelmez mi?
- Viagra daha çok erektif fonksiyon bozukluları için gerekiyor. Ama testosteronu azalan erkeklerin erektif fonskiyonları da zayıfladığı için, Viagra desteği olumlu sonuç verir.
Müftüoğlu, andropoza ve orta yaş krizine yepyeni bir yorum getirdi: T ölçüsü. Testosteron hormonu deyip geçmeyin, nelere kadirmiş öğrenin.
HAMİŞ: Röportaj, yarın da devam edecek...
Neden bazı insanlar sevişmekten çok hoşlanıyor, bazıları durumu idare ediyor, bazıları numara yapıyor, bazıları ise nefret ediyor. Bütün bu dalgalanma neyle ilgili, neye göre değişiyor?
- Cinsel dürtü, psikolojimizin ta derinlerinden kaynaklanıyor. Pek çok şey söz konusu. Ama en önemli etken, genler. Genlerin de aracı kurumları var: Hormonlar. Hormonlarımızın inip çıkması, davranış kalıplarımızı etkiliyor. Baş oyuncu da testosteron. Kadında da erkekte de, libidoyu testosteron belirliyor. Özellikle de erkekte...
Yüksek testosteron, bir erkek için ödül mü, ceza mı?
- Bir yanıyla ödül, bir yanıyla ceza. Yüksek testosteronlu erkeklerin ortak özellikleri, fethetmek, sahiplenmek, yönetmek ve hükmetmek. Onlar, iktidar sahibi olma ve iktidarı ellerinde tutma eğilimindeler. Uzlaşmacı değiller. Değişimden yanalar, hareketliler. Topluluklarla birlikte olmaktan hoşlanıyorlar. Neşeli olmaya açıklar. Onlar, kendi yollarını kendileri çizen erkekler. Kendi hayat planlarını kendileri yapıyor, kendi oyunlarını kendileri oynuyorlar. Başkalarının verdiği rollerden hoşlanmıyorlar. Figüran olmak istemiyorlar. Vazgeçmiyorlar, pes etmiyorlar.
Vayy nelere kadirmiş bu testosteron!
- Evet, meslek seçimlerinde bile etkili. Araştırmalar gösteriyor ki, din adamlarında testosteron düşük. Buna karşılık, aktörlerde yüksek. Kütüphane yöneticilerinde düşük. Politikacılarda yüksek. Ortalama testosteron seviyesine sahip bir siyasetçi bile, iktidara geldiğinde testosteron seviyesi yükseliyor, muhalefetteyken düşüyor. Şampiyonluğa yaklaşan takımın futbolcularının testosteron seviyesinde de benzer şeyler gözleniyor. Takım baş aşağı gidiyorsa, futbolcuların testosteronu düşüyor. Statüsünü kaybeden bir CEO'nun testosteronu da düşüyor. Yükselme sürecinde daima daha fazla testosteron pompalandığını gösteren bulgular var. Bir de şu ilginç: Yüksek testosteronlu erkeklerin aldatma, ikinci bir eş bulma ve şiddet kullanma eğilimleri daha fazla.
Peki düşük testosteronlu erkekler?
- Cinsel isteği ve gücü az olan erkekler. Sabırsız, alıngan, gergin ve kasvetliler. Hüzünlü, endişeli ve depresyona eğilimliler. Pozitif değiller. Kıskanç ve takıntılılar. Sürekli kötü şeyler olacağı korkusu içindeler. Kendilerine güvenleri az. Yorgun ve bitkin haldeler. Daha umutsuzlar ama daha uyumlular, kolay baş eğiyorlar, kolay susuyorlar. Kısacası zor konsantre olan, iş ve sağlık sorunları olan reaksiyoner ve mutsuz erkekler. Aşırı endişeli ve kıskanç. Uyarılmaya da çok açık. Cinsel uyarılmaya değil, sosyal uyarılmaya. Bu nedenle depresyona da açık. Endişelerini ve korkularını yenebilmek için de genellikle kendilerinden daha genç partnerlerle testosteronlarını yükseltme yoluna gidiyorlar.
Yani 60'ından sonra evden kaçıp yeni maceralara atılanlar, testosteronları yüksek olduğu için böyle davranmıyorlar.
- Tam tersine, testosteronları düşmeye başladığı için bu tür arayışlara giriyorlar. Ama tabii testosteronları yüksek olduğu için ikinci eş bulma eğiliminde olan erkekler de var.
EKİMDE EN YÜKSEK NİSANDA EN DÜŞÜK
Bunun ideali ne?
- Orta testosterona sahip olmak. Makul çoğunluk zaten böyle. Ama dünyayı yüksek testosteronlu erkekler yönetiyor.
Yüksek testosteronu düşürmek...
- Mümkün değil. Böyle bir tıbbi yöntem yok.
Peki düşük testosteronu yükseltmek...
- O mümkün işte. Çeşitli tabletler ya da ampuller, iğneler var. Jel şeklinde vücudunuza sürebiliyorsunuz da. Ama bu eksilen testosteronu yerine koymayı, bir testosteron banyosu gibi düşünmeyin. Çünkü testosteronun olası yan etkileri de var, özellikle de kontrolsüz kullanıldığı zaman. Kalp sorunlarını tetikleyebilir ya da prostat kanseri gibi riskleri olabilir.
Peki ne yapacak testosteronu düşen bir erkek?
- Düşük testosteron belirtilerini taşıdığını düşünüyorsa, bir ürologa gidecek...
Nedir o belirtiler?
- Çabuk yorulmak, düşük enerjili olmak, uyuklama eğilimi, kas güçsüzlüğü, göbek çevresinde yağlanma, kilo alma, boy kısalması, tüylerde dökülme ve azalma. Esas olarak da, belirgin bir sertleşme sorunu ve eskiye oranla daha az cinsel ilişkiye girme isteği...
Kandaki testosteron seviyesi, herhangi bir laboratuarda ölçtürülebilir mi?
- Tabii. Aç karnına herhangi bir laboratuvara gidip kan vermek yeterli. Toplam ve serbest testosteronlarını ölçtürerek daha net bilgi sahibi olabilirler. Bir de seks hormonunu bağlayan globulin (SHBG) diye üçüncü bir parametre var. Bu üçü bir erkeğin testosteron seviyesi hakkında üç aşağı beş yukarı fikir verir. Ya da doğrudan bir üroloğa gidebilirler. Eğer imkanları varsa, androloji konusunda uzmanlaşmış bir üroloğa gitmelerini tavsiye ederim.
Ürolog ne yapacak?
- Vücuttaki testosteron düşüşünün sebebini araştıracak. Çünkü testosteronu yüksek biri olabilirsiniz, sonradan düşmüş olabilir. Testosteron, sabit bir şey değil. Tıpkı tansiyon gibi, gün içinde değişimleri olabiliyor. Sabahleyin en yüksek düzeyde. Akşama doğru azalıyor. O yüzden sabahları erkekler cinsel istek konusunda fazla zorluk çekmezler. Bazı aylarda yüksektir, bazı aylarda düşüktür. Ekim mesela en yüksek olduğu ay, nisan en düşük olduğu ay. Çok oynak bir hormon, gün içinde de üç, dört kez değişiyor. Kadının göğsünden, kalçasından da etkileniyor. Cinsel ilişki sıklığından da. Cinsel ilişki sıklığı arttıkça testosteron üretimi yükselme eğilimine geçiyor.
Bekar ve evli erkeklerin testosteron seviyelerinde bir fark var mı?
- Olmaz mı? Bekar erkeklerde testosteron, evli erkeklere göre daha yüksek. Evli erkeklerin de boşandıkları zaman testosteronları artıyor. Evli erkekler, çocuk sahibi olduklarında testosteronları azalıyor. Ve tabii esas olarak, bütün erkeklerin yaşlandıkça testosteronları düşüyor...
YÜKSEK T'LER
Kendi yollarını kendileri çizen erkekler. Kendi hayat planlarını kendileri yapıyor, kendi oyunlarını kendileri oynuyorlar. Figüran olmayı istemiyorlar. Hükmetmeye, direnmeye, fethetmeye, iktidar sahibi olmaya ve iktidarı elinde tutmaya eğilimliler. Vazgeçemiyorlar, pes etmiyorlar.
DÜŞÜK T'LER
Cinsel isteği ve gücü az olan erkekler. Sabırsız, alıngan, gergin ve kasvetliler. Hüzünlü, endişeli ve depresyona eğilimliler. Pozitif değiller. Kıskanç ve takıntılılar. Sürekli kötü şeyler olacağı korkusu içindeler. Kendilerine güvenleri az. Yorgun ve bitkin haldeler. Daha umutsuzlar ama daha uyumlular, kolay baş eğiyorlar, kolay susuyorlar.
ORTA T'LER
Makul çoğunluk zaten orta T. Daha huzurlu ve daha sorunsuz bir hayat istiyorsanız siz de orta T olmayı hedefleyin. Ama dünyayı yüksek T'ler yönetiyor.
Etrafımıza sorduk mini bir anket yaptık
YÜKSEK TESTOSTERON
Marlon Brando, Frank Sinatra, James Dean, Bill Clinton, François Mitterrand, Jacques Chirac.
Türklerden Ayhan Işık, Yılmaz Güney, Muzafer Tema, Moğollar, Süleyman Demirel, Tayyip Erdoğan, Ertuğrul Özkök, Emin Çölaşan.
DÜŞÜK TESTOSTERON
Beatles. Çünkü uzlaşmacı. Buna karşılık Rolling Stones kasabayı yakıyor, kavgacı ve agresif.
Türklerden, Hulusi Kentmen, Beyaz Kelebekler.
ORTA TESTOSTERON Makul çoğunluk
BUNUN ADI ANDROPOZ DEĞİL
DÜŞÜK TESTOSTERON TABLOSU
Andropoz diye bir şey var mı?
- Andropoz kelimesini kullanma konusunda ürologlar arasında tam bir fikir birliği yok. Artık düşük testosteron dediğimiz tablo kabul ediliyor. Çünkü her erkek, andropoza girmiyor...
Ama her kadın, menopoza giriyor...
- Evet kadınlarda yumurtalık belli bir yaşta kendini durduruyor ve çok kısa bir sürede hormonal bir eksilme yaşanıyor. Erkeklerde ise testosteron azalıyor ama hiçbir zaman tamamen yok olmuyor. 50'de azalmaya başlıyor, 65'te biraz daha fazla azalıyor, 70'te belirgin ölçüde azalıyor, 80'de de, ama hep var...
75'inde ama testosteronu 45 yaşında bir erkeğinkine eşdeğer... Böyle vakalar gerçekten var mı?
- Var.
Peki onlar ereksiyon sorunu yaşamıyorlar mı?
- Yaşayabilirler de yaşamayabilirler de. Ereksiyonun 4'lü parametresi var: Erkeğin psikolojisi, damarlarınızın sağlam olup olmaması, sinir sisteminizin ve hormonlarınızın durumu. 75 yaşında bu tür sorunları hiç yaşamayan erkekler olabilir. Ama 75 yaşında olmasına rağmen, cinsel organlarında yaşlanmaya bağlı olarak oluşan sorunları çözme yeteneği kazanmış, bununla ilgili destekleri kullanan bir kadında da sorun olmayabilir.
Orta yaş krizi ile andropoz aynı şey mi?
- Değil. Üstelik çoğunlukla karıştırılıyor. Andropoza giren her erkeğin mutlaka orta yaş krizi yaşaması gerekmiyor. Orta yaş krizi, daha çok psikolojik alanda cereyan ediyor. Ve sadece erkeklere özgü değil, orta yaş krizini kadınlar da yaşıyor. 45'lerde başlıyor. Bir diğer adı da Kayıplar Sendromu. Daha doğrusu, bu kayıpları iç dünyalarında tolere edemeyenlerin sendromu. Erkek mesela birdenbire sağlığına, dış görünümüne düşkün bir hale geliyor. Daha genç kadınlarla gönül eğlendirme eğilimleri ortaya çıkmaya başlıyor...
Biz de "Andropoza girdi, böyle oldu" diyoruz...
- Oysa, burada sözü edilen orta yaş krizi. Hiç orta yaş krizine girmeden çok keyifli andropoz yaşayan erkekler de var. Ama orta yaş krizine girmeden keyifli menopoz yaşayan kadınlar da var. Orta yaş krizi, daha çok psikolojik, diğeri ise hormonal ve metabolik...
Testosteronu eksilmiş erkeğe Viagra iyi gelir mi gelmez mi?
- Viagra daha çok erektif fonksiyon bozukluları için gerekiyor. Ama testosteronu azalan erkeklerin erektif fonskiyonları da zayıfladığı için, Viagra desteği olumlu sonuç verir.
Etiketler:
andropoz,
erkek cinsel hayat,
T
Andropoz Erkekliği Öldürmez
Sigara, alkol ve aşırı kilolar erkeklik hormonunu azaltmakla kalmayıp yaşlanmayı da hızlandırıyor. Kötü alışkanlıklardan vazgeçenlerde ise hormon seviyesi yeniden artıyor. Uzun yaşamak isteyen erkeklere reçete: Doktora git, uykunu al, dost edin.
Oscar Wilde, "Yaşlılığın trajedisi birinin yaşlanması değil, diğerinin genç oluşudur" diyor. Doğal bir süreç olan yaşlanmayı bir trajedi olarak görmek yerine hızını yavaşlatın ve hayatın tadını çıkarın. Zamana karşı yarışta erkekler daha dezavantajlı. Tüm dünyada kadınlar erkeklerden yaklaşık 6-9 yıl daha uzun yaşıyor. Gelişmiş ülkelerde erkeklerde yaşam süresi ortalama 78 yıl, kadınlarda bu rakam 85"e çıkıyor. Ülkemizde kadınlar ortalama 72 yıl yaşıyor, erkeklerde ise bu rakam 65"e düşüyor. Bu tablonun oluşmasında genetik faktörlerin yanı sıra erkeklerin kötü alışkanlıkları da etkili.
Erkeklerin andropoz dönemindeki tutumları yaşam sürelerini etkiliyor. İNTERMED"den Üroloji Uzmanı Opr. Dr. Serdar Erkan, andropozun düşünülenin aksine bir son değil, yeni bir başlangıç olduğuna dikkat çekiyor: "Andropause (Andropoz), deneyimlerin arttığı, daha üretken, daha amaçlı, daha tutkulu bir döneme, bilgeliğe geçiştir. Bazı erkekler geçmişe yapışmıştır. Fanatik olarak sonsuza kadar genç kalmak isterler. Ancak andropoz seyahati kaçınılmazdır. Belki geciktirilebilir ama tamamen kaçmak olanaksızdır." Andropoz ile birlikte erkeklik hormonu testosteronun ortadan kalkmadığını belirten Erkan, bu zorunlu dönemi şöyle anlatıyor:
"Erkeklik hormonu testosteron ve diğer hormonların azalmasıdır. Menopozun aynısı değildir. Erkeklikte tam bitiş yoktur. Erkeklik hormonunda yavaş, kademeli ve kısmi bir azalma yaşanır. 40'lı yaşlardan itibaren başlar, 40"lı yaşlarda her 10 erkekten birinde, 60-80 yaş arasında her 3-4 erkekten birinde görülür. Hızlandıran faktörler var; alkol, depresyon, sigara, kanserler ve kronik bronşit, romataid artrit, diyabet gibi kronik hastalıklar."
Fazla kilolardan kurtulun
Dr. Serdar Erkan, andropoz kliniklerinde erkeklere hangi tetkiklerin yaptırılması gerektiğini şöyle anlatıyor: "Fizik muayene, kemik ve kas ölçümü ve laboratuvar testleri yapılır. Testosteron, büyüme hormonu, kan yağları, karaciğer fonksiyonu incelenir." Alkan, tedavide izlenen yol hakkında bilgi verdi: "Şikayetlerin ağırlığına göre tedaviler uygulanır. Antidepresanlar, egzersiz, kilo kontrolü, diyet önerilebilir. Çünkü fizik olarak aktif olmak, kiloyu düşürmek, sigara ve içki içmemek testosteronun düşmesini azaltır. Temel değerlendirme sonucunda hormonlarda eksiklik saptanırsa diğer tedavilerden sonuç alınmadıysa hormon tedavisi düşünülür."
Yaşlanmayı hızlandıran mitler
Toplumdaki yanlış inanışlar erkeklerin yaşamını zorlaştırıyor ve ömrünün kısalmasında etkili oluyor. Opr. Dr. Serdar Erkan, bu yanlış inanışları şöyle sıralıyor:
Erkekler ağlamaz. Yardım istemek zayıflıktır. Erkek kuvvetlidir. Ağrılara aldırmaz.
Erkek adama bir şey olmaz, canı yanmaz. Erkekler vücutlarını dinlemez. Aksayan yönleri görmezlikten gelir, geçeceğini sanır.
Hastalık zayıflıktır.
Erkekler, duygularını bastırmayı öğrenirler. (Acıları değil öfkeleri söylerler)
Kadınlar da genellikle erkeklerin güçlü imajı olmasını sağlarlar (Kuvvetli görünmelerini isterler)
Andropoz Nedir?
"Andro" erkeklik, "pause" stop anlamına geliyor. Ancak andropoz erkekliğin bittiği anlamına gelmez.
Erkeğin birinci devreden ikinci devreye geçiş hazırlığıdır. Cesareti olanlar için daha tatminkar bir evredir.
Yaşlanma ile birlikte erkeklik hormonunun azalmasıdır.
5-15 yılda tamamlanır. Birden olmaz, yavaşça gelişir.
Sadece hormonal boyutu yoktur. (Fiziksel, psikolojik, sosyal, seksüel boyutları da var.)
Sinsi bir şekilde ilerler. 40"lı yaşlarda başlar, 50"lerde belirtiler çok tipiktir. Nadiren 30"lu yaşlarda da görülür.
Düzenli seks yapın
Seksüel organların yaşlanmasını azaltmak için düzenli seks yapın
Yaşla birlikte görülen fizyolojik değişiklikleri normal kabul edin
Böbrekler için bol su tüketin
Hafızayı güçlendirmek için zihin egzersizleri yapın (Briç, satranç, bulmaca)
Bağışıklık sistemini güçlendirmek için aktif yaşayın, egzersiz yapın
Yüksek protein diyeti ve gazlı içeceklerin aşırı tüketimi kemik yıkımını hızlandırabilir. Beslenmenize dikkat edin.
Ciltteki yaşlanmayı yavaşlatmak için güneşten uzak durun.
Kadınlar neden daha uzun yaşıyor
Kadınların ömrü erkeklerden ortalama 6-9 yıl daha uzun. Erkeklerin ömrünü kısaltan etkenler şöyle sıralanıyor:
Erkeklerin bakımı kadınlardan daha az. Kadınlar daha fazla kanser taraması yaptırıyorlar. Kadınlar yüzde 150 kez daha fazla doktora gidiyor.
Kadınlar daha fazla uyuyor. Kadınlar ortalama günde 8, erkekler ise 6 saat uyuyor. (Uyku bağışıklık sistemini güçlendirir)
Erkekler daha kötü besleniyor. Daha fazla kalori alıyorlar. Kahvaltı atlama, alkol ve kahve tüketimi erkeklerde daha fazla.
Daha az egzersiz yapıyorlar, daha kilolular. Kalp nedeniyle ölümlerin üçte biri hareketsiz yaşama bağlı.
Arkadaşlık ve dostluk ilişkileri daha az. (Sosyal ilişkileri daha zayıf olanların ölüm riski üç katı fazla)
Korku ve gerçekle yüzleşmemek nedeniyle şikayetlerinin tamamını doktora aktarmıyorlar.
Kadınlara göre doktorun tavsiyelerini çok daha az uyuyorlar.
Erkekler kadınlardan 7 kat daha fazla alkol içicisi.
Saldırıya uğrayan ya da öldürülenlerin yüzde 80"i erkek
AIDS"e yakalananların yüzde 90"ı erkek
Depresyon riski artar uyku düzeni bozulur
Üroloji Uzmanı Opr. Dr. Serdar Erkan, andropoz ile birlikte görülen sorunların kişiden kişiye değiştiğini belirterek şikayetleri şöyle sıralıyor:
Ereksiyonun kalitesi düşer
Cinsel istek ve fanteziler azalır
Yaşam enerjisi azalır. Yorgunluk, halsizlik ve bitkinlik hisseder
Depresyon, sinirlilik ve öfke nöbetleri görülür
Gece terlemeleri, ateş basmaları
Bel, sırt ve baş ağrıları
Cildin kuruması ve incelmesi
Uyku bozuklukları
Algılamada, konsantrasyonda bozukluk
Adale gücünün azalması
Kemik kaybına bağlı olarak kemik erimesi, boy kısalması
Kılların azalması
Memelerin büyümesi
Kasılmalar, tutulmalar ve esnekliğin azalması
Kilo almak, göbeklenme, yağ artışı
Kemik kütle kaybı (osteoporoz - kemik kırılmaları),- boy kısalması multifaktöriyel vitamin D eksikliği, testosteron eksikliği, GH eksikliği.
Erkekler de kadınlar gibi aylık gerginlik yaşıyor
Bir saat içinde erkeklik hormonunun seviyesi 3-4 kez değişir.
Sabah yükselir, akşam düşer.
Ekim ayında artarken nisan ayında azalır (Nisandan ekime yüzde 16 artış. Ekimden nisana yüzde 22 azalış)
Kadınların regl öncesi yaşadıkları gibi erkekler de hormon seviyelerindeki değişikliğe bağlı belli dönemlerde enerji azlığı, sinirlilik, uykusuzluk, baş, sırt ağrıları çeker. Bu şikayetler her erkekte farklı şekilde görülebilir.
30 Yaşında ERKEKLİK hormonunu ölçtürün
Total testosteron her 10 yılda bir 110 ng/dl düşüyor. Dr. Serdar Erkan, yıllar içindeki değişimi anlamak için testosterona bakmaya 30"lu yaşlarda başlanması gerektiğini söylüyor. Erkeklik hormonunu azalmasıyla ilgili şu bilgileri vedi:
Bazı erkeklerde 400 ng/dl'den yüksek olmasına rağmen andropoz belirtileri görülürken, bazılarında 350 ng/dl"nin altında olmasına karşın andropoz şikayetleri görülmez.
60 yaşındakilerin yüzde 35
70 yaşındakilerin yüzde 70
80 yaşındakilerin yüzde 90'ında testosteron düşüktür.
Oscar Wilde, "Yaşlılığın trajedisi birinin yaşlanması değil, diğerinin genç oluşudur" diyor. Doğal bir süreç olan yaşlanmayı bir trajedi olarak görmek yerine hızını yavaşlatın ve hayatın tadını çıkarın. Zamana karşı yarışta erkekler daha dezavantajlı. Tüm dünyada kadınlar erkeklerden yaklaşık 6-9 yıl daha uzun yaşıyor. Gelişmiş ülkelerde erkeklerde yaşam süresi ortalama 78 yıl, kadınlarda bu rakam 85"e çıkıyor. Ülkemizde kadınlar ortalama 72 yıl yaşıyor, erkeklerde ise bu rakam 65"e düşüyor. Bu tablonun oluşmasında genetik faktörlerin yanı sıra erkeklerin kötü alışkanlıkları da etkili.
Erkeklerin andropoz dönemindeki tutumları yaşam sürelerini etkiliyor. İNTERMED"den Üroloji Uzmanı Opr. Dr. Serdar Erkan, andropozun düşünülenin aksine bir son değil, yeni bir başlangıç olduğuna dikkat çekiyor: "Andropause (Andropoz), deneyimlerin arttığı, daha üretken, daha amaçlı, daha tutkulu bir döneme, bilgeliğe geçiştir. Bazı erkekler geçmişe yapışmıştır. Fanatik olarak sonsuza kadar genç kalmak isterler. Ancak andropoz seyahati kaçınılmazdır. Belki geciktirilebilir ama tamamen kaçmak olanaksızdır." Andropoz ile birlikte erkeklik hormonu testosteronun ortadan kalkmadığını belirten Erkan, bu zorunlu dönemi şöyle anlatıyor:
"Erkeklik hormonu testosteron ve diğer hormonların azalmasıdır. Menopozun aynısı değildir. Erkeklikte tam bitiş yoktur. Erkeklik hormonunda yavaş, kademeli ve kısmi bir azalma yaşanır. 40'lı yaşlardan itibaren başlar, 40"lı yaşlarda her 10 erkekten birinde, 60-80 yaş arasında her 3-4 erkekten birinde görülür. Hızlandıran faktörler var; alkol, depresyon, sigara, kanserler ve kronik bronşit, romataid artrit, diyabet gibi kronik hastalıklar."
Fazla kilolardan kurtulun
Dr. Serdar Erkan, andropoz kliniklerinde erkeklere hangi tetkiklerin yaptırılması gerektiğini şöyle anlatıyor: "Fizik muayene, kemik ve kas ölçümü ve laboratuvar testleri yapılır. Testosteron, büyüme hormonu, kan yağları, karaciğer fonksiyonu incelenir." Alkan, tedavide izlenen yol hakkında bilgi verdi: "Şikayetlerin ağırlığına göre tedaviler uygulanır. Antidepresanlar, egzersiz, kilo kontrolü, diyet önerilebilir. Çünkü fizik olarak aktif olmak, kiloyu düşürmek, sigara ve içki içmemek testosteronun düşmesini azaltır. Temel değerlendirme sonucunda hormonlarda eksiklik saptanırsa diğer tedavilerden sonuç alınmadıysa hormon tedavisi düşünülür."
Yaşlanmayı hızlandıran mitler
Toplumdaki yanlış inanışlar erkeklerin yaşamını zorlaştırıyor ve ömrünün kısalmasında etkili oluyor. Opr. Dr. Serdar Erkan, bu yanlış inanışları şöyle sıralıyor:
Erkekler ağlamaz. Yardım istemek zayıflıktır. Erkek kuvvetlidir. Ağrılara aldırmaz.
Erkek adama bir şey olmaz, canı yanmaz. Erkekler vücutlarını dinlemez. Aksayan yönleri görmezlikten gelir, geçeceğini sanır.
Hastalık zayıflıktır.
Erkekler, duygularını bastırmayı öğrenirler. (Acıları değil öfkeleri söylerler)
Kadınlar da genellikle erkeklerin güçlü imajı olmasını sağlarlar (Kuvvetli görünmelerini isterler)
Andropoz Nedir?
"Andro" erkeklik, "pause" stop anlamına geliyor. Ancak andropoz erkekliğin bittiği anlamına gelmez.
Erkeğin birinci devreden ikinci devreye geçiş hazırlığıdır. Cesareti olanlar için daha tatminkar bir evredir.
Yaşlanma ile birlikte erkeklik hormonunun azalmasıdır.
5-15 yılda tamamlanır. Birden olmaz, yavaşça gelişir.
Sadece hormonal boyutu yoktur. (Fiziksel, psikolojik, sosyal, seksüel boyutları da var.)
Sinsi bir şekilde ilerler. 40"lı yaşlarda başlar, 50"lerde belirtiler çok tipiktir. Nadiren 30"lu yaşlarda da görülür.
Düzenli seks yapın
Seksüel organların yaşlanmasını azaltmak için düzenli seks yapın
Yaşla birlikte görülen fizyolojik değişiklikleri normal kabul edin
Böbrekler için bol su tüketin
Hafızayı güçlendirmek için zihin egzersizleri yapın (Briç, satranç, bulmaca)
Bağışıklık sistemini güçlendirmek için aktif yaşayın, egzersiz yapın
Yüksek protein diyeti ve gazlı içeceklerin aşırı tüketimi kemik yıkımını hızlandırabilir. Beslenmenize dikkat edin.
Ciltteki yaşlanmayı yavaşlatmak için güneşten uzak durun.
Kadınlar neden daha uzun yaşıyor
Kadınların ömrü erkeklerden ortalama 6-9 yıl daha uzun. Erkeklerin ömrünü kısaltan etkenler şöyle sıralanıyor:
Erkeklerin bakımı kadınlardan daha az. Kadınlar daha fazla kanser taraması yaptırıyorlar. Kadınlar yüzde 150 kez daha fazla doktora gidiyor.
Kadınlar daha fazla uyuyor. Kadınlar ortalama günde 8, erkekler ise 6 saat uyuyor. (Uyku bağışıklık sistemini güçlendirir)
Erkekler daha kötü besleniyor. Daha fazla kalori alıyorlar. Kahvaltı atlama, alkol ve kahve tüketimi erkeklerde daha fazla.
Daha az egzersiz yapıyorlar, daha kilolular. Kalp nedeniyle ölümlerin üçte biri hareketsiz yaşama bağlı.
Arkadaşlık ve dostluk ilişkileri daha az. (Sosyal ilişkileri daha zayıf olanların ölüm riski üç katı fazla)
Korku ve gerçekle yüzleşmemek nedeniyle şikayetlerinin tamamını doktora aktarmıyorlar.
Kadınlara göre doktorun tavsiyelerini çok daha az uyuyorlar.
Erkekler kadınlardan 7 kat daha fazla alkol içicisi.
Saldırıya uğrayan ya da öldürülenlerin yüzde 80"i erkek
AIDS"e yakalananların yüzde 90"ı erkek
Depresyon riski artar uyku düzeni bozulur
Üroloji Uzmanı Opr. Dr. Serdar Erkan, andropoz ile birlikte görülen sorunların kişiden kişiye değiştiğini belirterek şikayetleri şöyle sıralıyor:
Ereksiyonun kalitesi düşer
Cinsel istek ve fanteziler azalır
Yaşam enerjisi azalır. Yorgunluk, halsizlik ve bitkinlik hisseder
Depresyon, sinirlilik ve öfke nöbetleri görülür
Gece terlemeleri, ateş basmaları
Bel, sırt ve baş ağrıları
Cildin kuruması ve incelmesi
Uyku bozuklukları
Algılamada, konsantrasyonda bozukluk
Adale gücünün azalması
Kemik kaybına bağlı olarak kemik erimesi, boy kısalması
Kılların azalması
Memelerin büyümesi
Kasılmalar, tutulmalar ve esnekliğin azalması
Kilo almak, göbeklenme, yağ artışı
Kemik kütle kaybı (osteoporoz - kemik kırılmaları),- boy kısalması multifaktöriyel vitamin D eksikliği, testosteron eksikliği, GH eksikliği.
Erkekler de kadınlar gibi aylık gerginlik yaşıyor
Bir saat içinde erkeklik hormonunun seviyesi 3-4 kez değişir.
Sabah yükselir, akşam düşer.
Ekim ayında artarken nisan ayında azalır (Nisandan ekime yüzde 16 artış. Ekimden nisana yüzde 22 azalış)
Kadınların regl öncesi yaşadıkları gibi erkekler de hormon seviyelerindeki değişikliğe bağlı belli dönemlerde enerji azlığı, sinirlilik, uykusuzluk, baş, sırt ağrıları çeker. Bu şikayetler her erkekte farklı şekilde görülebilir.
30 Yaşında ERKEKLİK hormonunu ölçtürün
Total testosteron her 10 yılda bir 110 ng/dl düşüyor. Dr. Serdar Erkan, yıllar içindeki değişimi anlamak için testosterona bakmaya 30"lu yaşlarda başlanması gerektiğini söylüyor. Erkeklik hormonunu azalmasıyla ilgili şu bilgileri vedi:
Bazı erkeklerde 400 ng/dl'den yüksek olmasına rağmen andropoz belirtileri görülürken, bazılarında 350 ng/dl"nin altında olmasına karşın andropoz şikayetleri görülmez.
60 yaşındakilerin yüzde 35
70 yaşındakilerin yüzde 70
80 yaşındakilerin yüzde 90'ında testosteron düşüktür.
Etiketler:
andropoz,
erkek cinsel hayat,
trdsvi
Sağlıklı Bir Cinsel Hayat İçin Öneriler
Hattat Hastanesi Cinsel Fonksiyon Bozuklukları Birimi mutlu bir cinsel hayat için şu önerilerde bulunuyor:
Dönemsel olarak 20-40 yaşları arası seksin en yoğun yaşandığı , kadın ve erkeğin en aktif olduğu yaşlardır. Ancak bu yaş aralığının dışında da, arzulanma arzusunu, vücuduyla barışık olma arzusunu, orgazm tecrübesini, fantezilerini iyi değerlendiren her birey hayatı boyunca cinsel yaşamını devam ettirebilir.
Yaş ilerledikçe veya uzun birlikteliklerde cinsel istekte azalma, erkeklerde ereksiyon ve boşalma problemleri, kadınlarda lubrikasyon-kuruma- problemleri meydana gelebilir. Bu gibi faktörler cinselliği de mecburiyettenmişcesine tek düze ve rutin hale getirebilir. Bu rutin yaşam; çiftlerin birbirleriyle yakınlaşmaları, arzularını muhafaza edebilmeleri, vücutlarıyla barışık olmaları, fantezilerini geliştirebilmeleri, cinsel tercihlerini gözden geçirmeleri gibi hususlarla önlenebilir.
Cinsel IQ, kişinin tercihlerini, duygularını, seks sırasındaki kokusu ve çıkarttığı sesler ile vücudunu, cinsel aktivitedeki limitlerini, yasak olan ve olmayan noktaları ve yaşamak istediği değişiklikleri muhakeme etmesi ve tüm bu faktörlerle kendini kabullenmesidir. Bu nedenle iyi bir cinsel yaşamdaki önemi ölçülemez.
İşte hatırlamanız gereken önemli noktalar:
1:Seksin vücut görüntüsü ile hiçbir alakası yoktur: Mükemmel olmayan vücutlar da seksten zevk alır, partnerine zevk verir. Burada tarafların karşılıklı olarak dürüst ve saygılı olmaları, cinselliği bu şekilde yaşamaları önemlidir. Tatmin edici seksi oluşturan pozitif faktörler seks sırasında cinsel istek, tarafların müsaade yeteneği, haklarını değerlendirme yeteneği ,cinsellikle ilgili doğru bilgilere sahip olmaları, yeterli heyecanı hissetmeleri ve beyinsel konsantrasyon ile karşılıklı tensel kokunun birbirine çekici gelmesi olarak özetlenebilir.
2:Eğlenmek de seksin bir parçasıdır: Kişilerin dilediğince özgür olması, fanteziler kurması, dürüstlük ve saygı çerçevesinde zevk aldığı şeyleri partnerine sunması, cinselliği ayrıcalıklı bir armağan olarak algılaması ve herkesin zevk almaya hakkı olduğunu kabullenmesi ile cinsel hayatları renklenecektir.
3:Sekste sıklık önemli değildir: Evli bir çiftin seks yapma aralıkları tamamen kişilere göre değişen bir durumdur. Hiçbir çift seks yapma aralığı az diyerek aşağılanmamalıdır. Ancak sürekli birlikteliklerde veya evliliklerde periyodik bir yaklaşımı öneriyoruz. Özellikle karşılıklı sıcaklığı muhafaza etmek açısından periyodik aralıkları önemli buluyoruz. Periyodik belirli aralıklarla tatmin edici birleşmeler, aynı zamanda cinsel fonksiyonun devamı açısından da önemlidir.
4:Sekste çekincelere yer yoktur: Seksin korkutucu çekince içinde değil, samimi ve açık olarak konuşulması mutlu bir cinsel yaşam için bir gerekliliktir. Çiftler birbirine hoşlandığı şeyleri söyleyebilmeli, kendini seks sırasında iyi ve rahat hissetmeli, seksin bir performans gösterisi veya ‘normal’ olması gerektiğini düşünmemelidir. Bu da ancak karşılıklı konuşarak mümkün olur.
5:Çocuklu ailelerde seks bitmez: Unutulmamalıdır ki, çocuk sahibi olmak cinsellik açısından önemli bir faktör değildir. Çiftler günlük yaşamlarına göre cinselliğe ayıracakları zamanı seçmeli ve bu zaman zarfında özellikle birbirlerine konsantre olmalıdır.
6:Sertleşme Sorunu "Tümüyle kafanızda yarattığınız bir sorun" değildir.
Son 25 yılda sertleşme sorunlarının tıbbi bir durumdan kaynaklandığı açıklığa kavuşmuştur. Sertleşme sorununun çoğunlukla psikolojik bir yönü olsa da (depresyon, endişe ve stresin rolü olabilir), hemen her zaman fiziksel bir nedeni vardır.
7: Sertleşme sorunu yalnızca yaşlı erkeklerde görülmez .Bu durum 40 yaşın üzerindeki erkeklerde daha sık görülmekle birlikte, her yaştaki erkekte meydana gelebilir. Yapılan yeni bir çalışma, 40 ile 70 yaşları arasındaki erkeklerin yaklaşık yarısının zaman zaman sertleşme sağlama ve/veya sürdürmede sorun yaşadığını ortaya koymuştur. Sertleşme sorunlarının oranı yaşla birlikte artsa da, tek başına yaşlanma, sertleşme sorununun bir nedeni olarak görülmemektedir. Sertleşme sorunlarının yaşlı erkeklerde daha sık görülmesinin nedeni, yüksek kan basıncı gibi yaşa bağlı hastalıklardır.
8:Cinsel ilişki için çok yaşlı değilsiniz.Tüm yaşlardaki çiftler cinsel ilişkiyle ilgilidir. Cinsel yaşam sağlıklı bir ilişkinin önemli bir parçasıdır. Gerçekten de, yapılan birçok araştırmada aktif cinsel yaşamın yaşlanmanın çok doğal bir parçası olduğu gösterilmiştir.
9:Çift karşılıklı çekiciliğini yitirmiş olsa bile tekrar elde edebilir. Önemli olan bunu hangi noktada kaybettikleri konusudur. Çiftler birbirlerine karşı çekiciliklerini şu noktalarda yitirirler: Seks sırasında yetersiz olmaktan, anormal olmaktan çekinirlerse, seksle ilgili noktaları partnerleriyle konuşamazlarsa, seks hakkında hissettiklerini sözcüklerle ifade edemezlerse. Seks sırasında veya sonrasında partnerini yakın hissetmekle, birbirine dokunarak heyecanlanmayı beklemekle, fantezi ve arzularla ilgili suçluluk duymamakla ve erkek-kadın vücudunun nasıl çalıştığını karakterlerini değerlendirmekle tensel uyum ve karşılıklı çekicilik tekrar elde edilebilir.
Dönemsel olarak 20-40 yaşları arası seksin en yoğun yaşandığı , kadın ve erkeğin en aktif olduğu yaşlardır. Ancak bu yaş aralığının dışında da, arzulanma arzusunu, vücuduyla barışık olma arzusunu, orgazm tecrübesini, fantezilerini iyi değerlendiren her birey hayatı boyunca cinsel yaşamını devam ettirebilir.
Yaş ilerledikçe veya uzun birlikteliklerde cinsel istekte azalma, erkeklerde ereksiyon ve boşalma problemleri, kadınlarda lubrikasyon-kuruma- problemleri meydana gelebilir. Bu gibi faktörler cinselliği de mecburiyettenmişcesine tek düze ve rutin hale getirebilir. Bu rutin yaşam; çiftlerin birbirleriyle yakınlaşmaları, arzularını muhafaza edebilmeleri, vücutlarıyla barışık olmaları, fantezilerini geliştirebilmeleri, cinsel tercihlerini gözden geçirmeleri gibi hususlarla önlenebilir.
Cinsel IQ, kişinin tercihlerini, duygularını, seks sırasındaki kokusu ve çıkarttığı sesler ile vücudunu, cinsel aktivitedeki limitlerini, yasak olan ve olmayan noktaları ve yaşamak istediği değişiklikleri muhakeme etmesi ve tüm bu faktörlerle kendini kabullenmesidir. Bu nedenle iyi bir cinsel yaşamdaki önemi ölçülemez.
İşte hatırlamanız gereken önemli noktalar:
1:Seksin vücut görüntüsü ile hiçbir alakası yoktur: Mükemmel olmayan vücutlar da seksten zevk alır, partnerine zevk verir. Burada tarafların karşılıklı olarak dürüst ve saygılı olmaları, cinselliği bu şekilde yaşamaları önemlidir. Tatmin edici seksi oluşturan pozitif faktörler seks sırasında cinsel istek, tarafların müsaade yeteneği, haklarını değerlendirme yeteneği ,cinsellikle ilgili doğru bilgilere sahip olmaları, yeterli heyecanı hissetmeleri ve beyinsel konsantrasyon ile karşılıklı tensel kokunun birbirine çekici gelmesi olarak özetlenebilir.
2:Eğlenmek de seksin bir parçasıdır: Kişilerin dilediğince özgür olması, fanteziler kurması, dürüstlük ve saygı çerçevesinde zevk aldığı şeyleri partnerine sunması, cinselliği ayrıcalıklı bir armağan olarak algılaması ve herkesin zevk almaya hakkı olduğunu kabullenmesi ile cinsel hayatları renklenecektir.
3:Sekste sıklık önemli değildir: Evli bir çiftin seks yapma aralıkları tamamen kişilere göre değişen bir durumdur. Hiçbir çift seks yapma aralığı az diyerek aşağılanmamalıdır. Ancak sürekli birlikteliklerde veya evliliklerde periyodik bir yaklaşımı öneriyoruz. Özellikle karşılıklı sıcaklığı muhafaza etmek açısından periyodik aralıkları önemli buluyoruz. Periyodik belirli aralıklarla tatmin edici birleşmeler, aynı zamanda cinsel fonksiyonun devamı açısından da önemlidir.
4:Sekste çekincelere yer yoktur: Seksin korkutucu çekince içinde değil, samimi ve açık olarak konuşulması mutlu bir cinsel yaşam için bir gerekliliktir. Çiftler birbirine hoşlandığı şeyleri söyleyebilmeli, kendini seks sırasında iyi ve rahat hissetmeli, seksin bir performans gösterisi veya ‘normal’ olması gerektiğini düşünmemelidir. Bu da ancak karşılıklı konuşarak mümkün olur.
5:Çocuklu ailelerde seks bitmez: Unutulmamalıdır ki, çocuk sahibi olmak cinsellik açısından önemli bir faktör değildir. Çiftler günlük yaşamlarına göre cinselliğe ayıracakları zamanı seçmeli ve bu zaman zarfında özellikle birbirlerine konsantre olmalıdır.
6:Sertleşme Sorunu "Tümüyle kafanızda yarattığınız bir sorun" değildir.
Son 25 yılda sertleşme sorunlarının tıbbi bir durumdan kaynaklandığı açıklığa kavuşmuştur. Sertleşme sorununun çoğunlukla psikolojik bir yönü olsa da (depresyon, endişe ve stresin rolü olabilir), hemen her zaman fiziksel bir nedeni vardır.
7: Sertleşme sorunu yalnızca yaşlı erkeklerde görülmez .Bu durum 40 yaşın üzerindeki erkeklerde daha sık görülmekle birlikte, her yaştaki erkekte meydana gelebilir. Yapılan yeni bir çalışma, 40 ile 70 yaşları arasındaki erkeklerin yaklaşık yarısının zaman zaman sertleşme sağlama ve/veya sürdürmede sorun yaşadığını ortaya koymuştur. Sertleşme sorunlarının oranı yaşla birlikte artsa da, tek başına yaşlanma, sertleşme sorununun bir nedeni olarak görülmemektedir. Sertleşme sorunlarının yaşlı erkeklerde daha sık görülmesinin nedeni, yüksek kan basıncı gibi yaşa bağlı hastalıklardır.
8:Cinsel ilişki için çok yaşlı değilsiniz.Tüm yaşlardaki çiftler cinsel ilişkiyle ilgilidir. Cinsel yaşam sağlıklı bir ilişkinin önemli bir parçasıdır. Gerçekten de, yapılan birçok araştırmada aktif cinsel yaşamın yaşlanmanın çok doğal bir parçası olduğu gösterilmiştir.
9:Çift karşılıklı çekiciliğini yitirmiş olsa bile tekrar elde edebilir. Önemli olan bunu hangi noktada kaybettikleri konusudur. Çiftler birbirlerine karşı çekiciliklerini şu noktalarda yitirirler: Seks sırasında yetersiz olmaktan, anormal olmaktan çekinirlerse, seksle ilgili noktaları partnerleriyle konuşamazlarsa, seks hakkında hissettiklerini sözcüklerle ifade edemezlerse. Seks sırasında veya sonrasında partnerini yakın hissetmekle, birbirine dokunarak heyecanlanmayı beklemekle, fantezi ve arzularla ilgili suçluluk duymamakla ve erkek-kadın vücudunun nasıl çalıştığını karakterlerini değerlendirmekle tensel uyum ve karşılıklı çekicilik tekrar elde edilebilir.
Etiketler:
erkek cinsel hayat,
Sağlıklı Cinsel Hayat
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)