Erkek - Kadın Cinsel Bilgi Merkezi


andropoz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
andropoz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Andropoz nedir

İnsanlarda cinsel içgüdü diğer hayvanlara göre daha güçlü, cinsel yaşam daha yoğun ve süreklidir. Bazı yazarlar bunun insanın sinir sisteminin daha gelişmiş olmasından ileri geldiğini savunmaktadır. Bazılarına göreyse, insan cinselliğinin bu şiddeti, insanlarda anne, baba ve yakın akrabalarla cinsel ilişki kurulamaması gibi yasaklarla cinsel doyumun ertelenmiş olmasından kaynaklanmaktadır. Desmond Morris (Zoolog) gibi bazı araştırmacılarsa tam tersine, insanlarda çift ve aile yaşamının sürebilmesi ve karı koca ilişkilerinin doyurucu hale gelebilmesi için cinsel faaliyetin daha karmaşıklaşmak, zenginleşmek ve yoğunlaşmak zorunda kaldığını söylemektedir. Ama nedenleri ne olursa olsun, insan cinselliğindeki bu yoğunluğun onun anatomisinde, diğer hayvanlarda rastlanmayan çok belirli özelliklere yol açtığı doğrudur.
Bu özelliklerden ilk dikkat çekeni, kadın göğüsleridir. Kadın göğüslerindeki büyümenin cinsellikle değil, annelikle ilgili bir gelişme olduğu söylenir. Ne var ki, başka hayvanlarda ve insanlara en yakın maymunlarda; dişiler yavrularına yeterli miktarda süt verdikleri halde, memeleri insan dişisinde olduğu gibi büyük ve yuvarlak değildir. Bu nedenle, kadın memesine bütünüyle bir cinsel çekim öğesi, insanlar arası bir cinsel işaretleşme olarak bakılabilir. Cinsel uyarılma sırasında meme başlarının şişmesi ve dikleşmesi ve çoğu kadında da meme ucundaki koyu renkli dokunun (areola) daha da koyulaşması bu cinsel işaretleşmenin, bedensel dilin bir parçasıdır.
İnsanlarda kulak memeleri de aynı işleve sahiptir. Bu organın işitmeyle ilgili hiç bir görevi yoktur. Anatomistler , kulak memesinin yararı olmayan bir yağ dokusu olduğu görüşündedir. Bu organ. olsa olsa, insanların eskiden sahip olduğu büyük kulakların bir kalıntısı olarak görülmektedir. Ne var ki, insana en yakın hayvanlara bakıldığında buna benzer bir organa rastlanmamaktadır. Şempanzelerin ve gorillerin kulaklarının altı, başlarına yapışıktır. Gerçekte kulak memelerinin tek bir görevi vardır ve uygar toplumlarda egemen olmuş cinsellik karşıtı anlayış, bu görevin açıkça belirtilmesini önlemiştir. Cinsel uyarımların etkisiyle şişen, kızaran ve son derece duyarlı hale gelen kulak memesi, esas olarak bir haz merkezidir. Bir çok kadın ve erkeğin ancak kulak memesinin uyarılması sonucunda orgazma ulaştığı düşünülürse, bu yararsız gibi görünen organın işlevi daha iyi anlaşılır. Hayvanlarda görülmeyen o uzun süreli, yoğun sevişme kendine gerekli organları da oluşturmuştur.
İnsanlara özgü bir başka cinsel organ da dudaklardır. İnsan dudağı, diğer hayvanlardan oldukça farklı bir biçim taşır. Hiç bir hayvanın dudağı bizimkiler gibi dışa dönük değildir. Şempanze/er de zaman zaman dudak/anını ileri uzatıp dışa dönmektedir ama, onlar için bir somurtma ifadesidir bu. Dudakları normal olarak kapalıdır. Oysa insan dudağı sürekli olarak kıvrık ve dışa dönüktür; derisi, yüzün derisinden farklı olan bir mukozayla kaplıdır ve yüzün geri kalan kısmından hemen ayırdedilen kesin çizgili bir biçimi vardır. Bu belirgin biçim, dudakların bir görsel işaretleşme aracı olmasına yol açar. Ayrıca, dudağın çok hareketli bir organ oluşu ve böylece çeşitli duyguları ifade edebilmesi de, bu işaretleşmeyi kolaylaştırır. Bu açıdan, dudaklar cinsel uyarılma ve çekim sırasında çok önemli bir rol oynamaktadır. Duyarlı mukoza, dudağın , burundan çok daha yoğun bir haz merkezi olmasını sağlarken, sürekli dışa dönük dudak yapısı da uzun süreli öpüşmeyi mümkün kılmaktadır. Buna karşılık, eğer insan dudağı da maymunların dudağı gibi kapalı olsaydı, öpüşmek için özel bir çaba harcanması ve ağız kaslarının sürekli gerilmesi gerekirdi. Bu da öpüşmeden alınacak hazzın azalmasına yol açardı.

Adnropoz - Erkekler! Siz hangi T'siniz?

Osman Müftüoğlu ile ne zaman röportaj yapsam çok eğleniyorum. Hem şaşırıyorum hem de bir sürü şey öğreniyorum.

Müftüoğlu, andropoza ve orta yaş krizine yepyeni bir yorum getirdi: T ölçüsü. Testosteron hormonu deyip geçmeyin, nelere kadirmiş öğrenin.

HAMİŞ: Röportaj, yarın da devam edecek...

Neden bazı insanlar sevişmekten çok hoşlanıyor, bazıları durumu idare ediyor, bazıları numara yapıyor, bazıları ise nefret ediyor. Bütün bu dalgalanma neyle ilgili, neye göre değişiyor?

- Cinsel dürtü, psikolojimizin ta derinlerinden kaynaklanıyor. Pek çok şey söz konusu. Ama en önemli etken, genler. Genlerin de aracı kurumları var: Hormonlar. Hormonlarımızın inip çıkması, davranış kalıplarımızı etkiliyor. Baş oyuncu da testosteron. Kadında da erkekte de, libidoyu testosteron belirliyor. Özellikle de erkekte...

Yüksek testosteron, bir erkek için ödül mü, ceza mı?

- Bir yanıyla ödül, bir yanıyla ceza. Yüksek testosteronlu erkeklerin ortak özellikleri, fethetmek, sahiplenmek, yönetmek ve hükmetmek. Onlar, iktidar sahibi olma ve iktidarı ellerinde tutma eğilimindeler. Uzlaşmacı değiller. Değişimden yanalar, hareketliler. Topluluklarla birlikte olmaktan hoşlanıyorlar. Neşeli olmaya açıklar. Onlar, kendi yollarını kendileri çizen erkekler. Kendi hayat planlarını kendileri yapıyor, kendi oyunlarını kendileri oynuyorlar. Başkalarının verdiği rollerden hoşlanmıyorlar. Figüran olmak istemiyorlar. Vazgeçmiyorlar, pes etmiyorlar.

Vayy nelere kadirmiş bu testosteron!

- Evet, meslek seçimlerinde bile etkili. Araştırmalar gösteriyor ki, din adamlarında testosteron düşük. Buna karşılık, aktörlerde yüksek. Kütüphane yöneticilerinde düşük. Politikacılarda yüksek. Ortalama testosteron seviyesine sahip bir siyasetçi bile, iktidara geldiğinde testosteron seviyesi yükseliyor, muhalefetteyken düşüyor. Şampiyonluğa yaklaşan takımın futbolcularının testosteron seviyesinde de benzer şeyler gözleniyor. Takım baş aşağı gidiyorsa, futbolcuların testosteronu düşüyor. Statüsünü kaybeden bir CEO'nun testosteronu da düşüyor. Yükselme sürecinde daima daha fazla testosteron pompalandığını gösteren bulgular var. Bir de şu ilginç: Yüksek testosteronlu erkeklerin aldatma, ikinci bir eş bulma ve şiddet kullanma eğilimleri daha fazla.

Peki düşük testosteronlu erkekler?

- Cinsel isteği ve gücü az olan erkekler. Sabırsız, alıngan, gergin ve kasvetliler. Hüzünlü, endişeli ve depresyona eğilimliler. Pozitif değiller. Kıskanç ve takıntılılar. Sürekli kötü şeyler olacağı korkusu içindeler. Kendilerine güvenleri az. Yorgun ve bitkin haldeler. Daha umutsuzlar ama daha uyumlular, kolay baş eğiyorlar, kolay susuyorlar. Kısacası zor konsantre olan, iş ve sağlık sorunları olan reaksiyoner ve mutsuz erkekler. Aşırı endişeli ve kıskanç. Uyarılmaya da çok açık. Cinsel uyarılmaya değil, sosyal uyarılmaya. Bu nedenle depresyona da açık. Endişelerini ve korkularını yenebilmek için de genellikle kendilerinden daha genç partnerlerle testosteronlarını yükseltme yoluna gidiyorlar.

Yani 60'ından sonra evden kaçıp yeni maceralara atılanlar, testosteronları yüksek olduğu için böyle davranmıyorlar.

- Tam tersine, testosteronları düşmeye başladığı için bu tür arayışlara giriyorlar. Ama tabii testosteronları yüksek olduğu için ikinci eş bulma eğiliminde olan erkekler de var.

EKİMDE EN YÜKSEK NİSANDA EN DÜŞÜK
Bunun ideali ne?

- Orta testosterona sahip olmak. Makul çoğunluk zaten böyle. Ama dünyayı yüksek testosteronlu erkekler yönetiyor.

Yüksek testosteronu düşürmek...

- Mümkün değil. Böyle bir tıbbi yöntem yok.

Peki düşük testosteronu yükseltmek...

- O mümkün işte. Çeşitli tabletler ya da ampuller, iğneler var. Jel şeklinde vücudunuza sürebiliyorsunuz da. Ama bu eksilen testosteronu yerine koymayı, bir testosteron banyosu gibi düşünmeyin. Çünkü testosteronun olası yan etkileri de var, özellikle de kontrolsüz kullanıldığı zaman. Kalp sorunlarını tetikleyebilir ya da prostat kanseri gibi riskleri olabilir.

Peki ne yapacak testosteronu düşen bir erkek?

- Düşük testosteron belirtilerini taşıdığını düşünüyorsa, bir ürologa gidecek...

Nedir o belirtiler?

- Çabuk yorulmak, düşük enerjili olmak, uyuklama eğilimi, kas güçsüzlüğü, göbek çevresinde yağlanma, kilo alma, boy kısalması, tüylerde dökülme ve azalma. Esas olarak da, belirgin bir sertleşme sorunu ve eskiye oranla daha az cinsel ilişkiye girme isteği...

Kandaki testosteron seviyesi, herhangi bir laboratuarda ölçtürülebilir mi?

- Tabii. Aç karnına herhangi bir laboratuvara gidip kan vermek yeterli. Toplam ve serbest testosteronlarını ölçtürerek daha net bilgi sahibi olabilirler. Bir de seks hormonunu bağlayan globulin (SHBG) diye üçüncü bir parametre var. Bu üçü bir erkeğin testosteron seviyesi hakkında üç aşağı beş yukarı fikir verir. Ya da doğrudan bir üroloğa gidebilirler. Eğer imkanları varsa, androloji konusunda uzmanlaşmış bir üroloğa gitmelerini tavsiye ederim.

Ürolog ne yapacak?

- Vücuttaki testosteron düşüşünün sebebini araştıracak. Çünkü testosteronu yüksek biri olabilirsiniz, sonradan düşmüş olabilir. Testosteron, sabit bir şey değil. Tıpkı tansiyon gibi, gün içinde değişimleri olabiliyor. Sabahleyin en yüksek düzeyde. Akşama doğru azalıyor. O yüzden sabahları erkekler cinsel istek konusunda fazla zorluk çekmezler. Bazı aylarda yüksektir, bazı aylarda düşüktür. Ekim mesela en yüksek olduğu ay, nisan en düşük olduğu ay. Çok oynak bir hormon, gün içinde de üç, dört kez değişiyor. Kadının göğsünden, kalçasından da etkileniyor. Cinsel ilişki sıklığından da. Cinsel ilişki sıklığı arttıkça testosteron üretimi yükselme eğilimine geçiyor.

Bekar ve evli erkeklerin testosteron seviyelerinde bir fark var mı?

- Olmaz mı? Bekar erkeklerde testosteron, evli erkeklere göre daha yüksek. Evli erkeklerin de boşandıkları zaman testosteronları artıyor. Evli erkekler, çocuk sahibi olduklarında testosteronları azalıyor. Ve tabii esas olarak, bütün erkeklerin yaşlandıkça testosteronları düşüyor...

YÜKSEK T'LER

Kendi yollarını kendileri çizen erkekler. Kendi hayat planlarını kendileri yapıyor, kendi oyunlarını kendileri oynuyorlar. Figüran olmayı istemiyorlar. Hükmetmeye, direnmeye, fethetmeye, iktidar sahibi olmaya ve iktidarı elinde tutmaya eğilimliler. Vazgeçemiyorlar, pes etmiyorlar.

DÜŞÜK T'LER

Cinsel isteği ve gücü az olan erkekler. Sabırsız, alıngan, gergin ve kasvetliler. Hüzünlü, endişeli ve depresyona eğilimliler. Pozitif değiller. Kıskanç ve takıntılılar. Sürekli kötü şeyler olacağı korkusu içindeler. Kendilerine güvenleri az. Yorgun ve bitkin haldeler. Daha umutsuzlar ama daha uyumlular, kolay baş eğiyorlar, kolay susuyorlar.

ORTA T'LER

Makul çoğunluk zaten orta T. Daha huzurlu ve daha sorunsuz bir hayat istiyorsanız siz de orta T olmayı hedefleyin. Ama dünyayı yüksek T'ler yönetiyor.

Etrafımıza sorduk mini bir anket yaptık

YÜKSEK TESTOSTERON

Marlon Brando, Frank Sinatra, James Dean, Bill Clinton, François Mitterrand, Jacques Chirac.

Türklerden Ayhan Işık, Yılmaz Güney, Muzafer Tema, Moğollar, Süleyman Demirel, Tayyip Erdoğan, Ertuğrul Özkök, Emin Çölaşan.

DÜŞÜK TESTOSTERON

Beatles. Çünkü uzlaşmacı. Buna karşılık Rolling Stones kasabayı yakıyor, kavgacı ve agresif.

Türklerden, Hulusi Kentmen, Beyaz Kelebekler.

ORTA TESTOSTERON Makul çoğunluk

BUNUN ADI ANDROPOZ DEĞİL

DÜŞÜK TESTOSTERON TABLOSU

Andropoz diye bir şey var mı?

- Andropoz kelimesini kullanma konusunda ürologlar arasında tam bir fikir birliği yok. Artık düşük testosteron dediğimiz tablo kabul ediliyor. Çünkü her erkek, andropoza girmiyor...

Ama her kadın, menopoza giriyor...

- Evet kadınlarda yumurtalık belli bir yaşta kendini durduruyor ve çok kısa bir sürede hormonal bir eksilme yaşanıyor. Erkeklerde ise testosteron azalıyor ama hiçbir zaman tamamen yok olmuyor. 50'de azalmaya başlıyor, 65'te biraz daha fazla azalıyor, 70'te belirgin ölçüde azalıyor, 80'de de, ama hep var...

75'inde ama testosteronu 45 yaşında bir erkeğinkine eşdeğer... Böyle vakalar gerçekten var mı?

- Var.

Peki onlar ereksiyon sorunu yaşamıyorlar mı?

- Yaşayabilirler de yaşamayabilirler de. Ereksiyonun 4'lü parametresi var: Erkeğin psikolojisi, damarlarınızın sağlam olup olmaması, sinir sisteminizin ve hormonlarınızın durumu. 75 yaşında bu tür sorunları hiç yaşamayan erkekler olabilir. Ama 75 yaşında olmasına rağmen, cinsel organlarında yaşlanmaya bağlı olarak oluşan sorunları çözme yeteneği kazanmış, bununla ilgili destekleri kullanan bir kadında da sorun olmayabilir.

Orta yaş krizi ile andropoz aynı şey mi?

- Değil. Üstelik çoğunlukla karıştırılıyor. Andropoza giren her erkeğin mutlaka orta yaş krizi yaşaması gerekmiyor. Orta yaş krizi, daha çok psikolojik alanda cereyan ediyor. Ve sadece erkeklere özgü değil, orta yaş krizini kadınlar da yaşıyor. 45'lerde başlıyor. Bir diğer adı da Kayıplar Sendromu. Daha doğrusu, bu kayıpları iç dünyalarında tolere edemeyenlerin sendromu. Erkek mesela birdenbire sağlığına, dış görünümüne düşkün bir hale geliyor. Daha genç kadınlarla gönül eğlendirme eğilimleri ortaya çıkmaya başlıyor...

Biz de "Andropoza girdi, böyle oldu" diyoruz...

- Oysa, burada sözü edilen orta yaş krizi. Hiç orta yaş krizine girmeden çok keyifli andropoz yaşayan erkekler de var. Ama orta yaş krizine girmeden keyifli menopoz yaşayan kadınlar da var. Orta yaş krizi, daha çok psikolojik, diğeri ise hormonal ve metabolik...

Testosteronu eksilmiş erkeğe Viagra iyi gelir mi gelmez mi?

- Viagra daha çok erektif fonksiyon bozukluları için gerekiyor. Ama testosteronu azalan erkeklerin erektif fonskiyonları da zayıfladığı için, Viagra desteği olumlu sonuç verir.

Andropoz Erkekliği Öldürmez

Sigara, alkol ve aşırı kilolar erkeklik hormonunu azaltmakla kalmayıp yaşlanmayı da hızlandırıyor. Kötü alışkanlıklardan vazgeçenlerde ise hormon seviyesi yeniden artıyor. Uzun yaşamak isteyen erkeklere reçete: Doktora git, uykunu al, dost edin.

Oscar Wilde, "Yaşlılığın trajedisi birinin yaşlanması değil, diğerinin genç oluşudur" diyor. Doğal bir süreç olan yaşlanmayı bir trajedi olarak görmek yerine hızını yavaşlatın ve hayatın tadını çıkarın. Zamana karşı yarışta erkekler daha dezavantajlı. Tüm dünyada kadınlar erkeklerden yaklaşık 6-9 yıl daha uzun yaşıyor. Gelişmiş ülkelerde erkeklerde yaşam süresi ortalama 78 yıl, kadınlarda bu rakam 85"e çıkıyor. Ülkemizde kadınlar ortalama 72 yıl yaşıyor, erkeklerde ise bu rakam 65"e düşüyor. Bu tablonun oluşmasında genetik faktörlerin yanı sıra erkeklerin kötü alışkanlıkları da etkili.

Erkeklerin andropoz dönemindeki tutumları yaşam sürelerini etkiliyor. İNTERMED"den Üroloji Uzmanı Opr. Dr. Serdar Erkan, andropozun düşünülenin aksine bir son değil, yeni bir başlangıç olduğuna dikkat çekiyor: "Andropause (Andropoz), deneyimlerin arttığı, daha üretken, daha amaçlı, daha tutkulu bir döneme, bilgeliğe geçiştir. Bazı erkekler geçmişe yapışmıştır. Fanatik olarak sonsuza kadar genç kalmak isterler. Ancak andropoz seyahati kaçınılmazdır. Belki geciktirilebilir ama tamamen kaçmak olanaksızdır." Andropoz ile birlikte erkeklik hormonu testosteronun ortadan kalkmadığını belirten Erkan, bu zorunlu dönemi şöyle anlatıyor:

"Erkeklik hormonu testosteron ve diğer hormonların azalmasıdır. Menopozun aynısı değildir. Erkeklikte tam bitiş yoktur. Erkeklik hormonunda yavaş, kademeli ve kısmi bir azalma yaşanır. 40'lı yaşlardan itibaren başlar, 40"lı yaşlarda her 10 erkekten birinde, 60-80 yaş arasında her 3-4 erkekten birinde görülür. Hızlandıran faktörler var; alkol, depresyon, sigara, kanserler ve kronik bronşit, romataid artrit, diyabet gibi kronik hastalıklar."

Fazla kilolardan kurtulun

Dr. Serdar Erkan, andropoz kliniklerinde erkeklere hangi tetkiklerin yaptırılması gerektiğini şöyle anlatıyor: "Fizik muayene, kemik ve kas ölçümü ve laboratuvar testleri yapılır. Testosteron, büyüme hormonu, kan yağları, karaciğer fonksiyonu incelenir." Alkan, tedavide izlenen yol hakkında bilgi verdi: "Şikayetlerin ağırlığına göre tedaviler uygulanır. Antidepresanlar, egzersiz, kilo kontrolü, diyet önerilebilir. Çünkü fizik olarak aktif olmak, kiloyu düşürmek, sigara ve içki içmemek testosteronun düşmesini azaltır. Temel değerlendirme sonucunda hormonlarda eksiklik saptanırsa diğer tedavilerden sonuç alınmadıysa hormon tedavisi düşünülür."

Yaşlanmayı hızlandıran mitler

Toplumdaki yanlış inanışlar erkeklerin yaşamını zorlaştırıyor ve ömrünün kısalmasında etkili oluyor. Opr. Dr. Serdar Erkan, bu yanlış inanışları şöyle sıralıyor:

Erkekler ağlamaz. Yardım istemek zayıflıktır. Erkek kuvvetlidir. Ağrılara aldırmaz.

Erkek adama bir şey olmaz, canı yanmaz. Erkekler vücutlarını dinlemez. Aksayan yönleri görmezlikten gelir, geçeceğini sanır.

Hastalık zayıflıktır.

Erkekler, duygularını bastırmayı öğrenirler. (Acıları değil öfkeleri söylerler)

Kadınlar da genellikle erkeklerin güçlü imajı olmasını sağlarlar (Kuvvetli görünmelerini isterler)

Andropoz Nedir?

"Andro" erkeklik, "pause" stop anlamına geliyor. Ancak andropoz erkekliğin bittiği anlamına gelmez.

Erkeğin birinci devreden ikinci devreye geçiş hazırlığıdır. Cesareti olanlar için daha tatminkar bir evredir.

Yaşlanma ile birlikte erkeklik hormonunun azalmasıdır.

5-15 yılda tamamlanır. Birden olmaz, yavaşça gelişir.

Sadece hormonal boyutu yoktur. (Fiziksel, psikolojik, sosyal, seksüel boyutları da var.)

Sinsi bir şekilde ilerler. 40"lı yaşlarda başlar, 50"lerde belirtiler çok tipiktir. Nadiren 30"lu yaşlarda da görülür.

Düzenli seks yapın

Seksüel organların yaşlanmasını azaltmak için düzenli seks yapın

Yaşla birlikte görülen fizyolojik değişiklikleri normal kabul edin

Böbrekler için bol su tüketin

Hafızayı güçlendirmek için zihin egzersizleri yapın (Briç, satranç, bulmaca)

Bağışıklık sistemini güçlendirmek için aktif yaşayın, egzersiz yapın

Yüksek protein diyeti ve gazlı içeceklerin aşırı tüketimi kemik yıkımını hızlandırabilir. Beslenmenize dikkat edin.

Ciltteki yaşlanmayı yavaşlatmak için güneşten uzak durun.

Kadınlar neden daha uzun yaşıyor

Kadınların ömrü erkeklerden ortalama 6-9 yıl daha uzun. Erkeklerin ömrünü kısaltan etkenler şöyle sıralanıyor:

Erkeklerin bakımı kadınlardan daha az. Kadınlar daha fazla kanser taraması yaptırıyorlar. Kadınlar yüzde 150 kez daha fazla doktora gidiyor.

Kadınlar daha fazla uyuyor. Kadınlar ortalama günde 8, erkekler ise 6 saat uyuyor. (Uyku bağışıklık sistemini güçlendirir)

Erkekler daha kötü besleniyor. Daha fazla kalori alıyorlar. Kahvaltı atlama, alkol ve kahve tüketimi erkeklerde daha fazla.

Daha az egzersiz yapıyorlar, daha kilolular. Kalp nedeniyle ölümlerin üçte biri hareketsiz yaşama bağlı.

Arkadaşlık ve dostluk ilişkileri daha az. (Sosyal ilişkileri daha zayıf olanların ölüm riski üç katı fazla)

Korku ve gerçekle yüzleşmemek nedeniyle şikayetlerinin tamamını doktora aktarmıyorlar.

Kadınlara göre doktorun tavsiyelerini çok daha az uyuyorlar.

Erkekler kadınlardan 7 kat daha fazla alkol içicisi.

Saldırıya uğrayan ya da öldürülenlerin yüzde 80"i erkek

AIDS"e yakalananların yüzde 90"ı erkek

Depresyon riski artar uyku düzeni bozulur

Üroloji Uzmanı Opr. Dr. Serdar Erkan, andropoz ile birlikte görülen sorunların kişiden kişiye değiştiğini belirterek şikayetleri şöyle sıralıyor:

Ereksiyonun kalitesi düşer

Cinsel istek ve fanteziler azalır

Yaşam enerjisi azalır. Yorgunluk, halsizlik ve bitkinlik hisseder

Depresyon, sinirlilik ve öfke nöbetleri görülür

Gece terlemeleri, ateş basmaları

Bel, sırt ve baş ağrıları

Cildin kuruması ve incelmesi

Uyku bozuklukları

Algılamada, konsantrasyonda bozukluk

Adale gücünün azalması

Kemik kaybına bağlı olarak kemik erimesi, boy kısalması

Kılların azalması

Memelerin büyümesi

Kasılmalar, tutulmalar ve esnekliğin azalması

Kilo almak, göbeklenme, yağ artışı

Kemik kütle kaybı (osteoporoz - kemik kırılmaları),- boy kısalması multifaktöriyel vitamin D eksikliği, testosteron eksikliği, GH eksikliği.

Erkekler de kadınlar gibi aylık gerginlik yaşıyor

Bir saat içinde erkeklik hormonunun seviyesi 3-4 kez değişir.

Sabah yükselir, akşam düşer.

Ekim ayında artarken nisan ayında azalır (Nisandan ekime yüzde 16 artış. Ekimden nisana yüzde 22 azalış)

Kadınların regl öncesi yaşadıkları gibi erkekler de hormon seviyelerindeki değişikliğe bağlı belli dönemlerde enerji azlığı, sinirlilik, uykusuzluk, baş, sırt ağrıları çeker. Bu şikayetler her erkekte farklı şekilde görülebilir.

30 Yaşında ERKEKLİK hormonunu ölçtürün

Total testosteron her 10 yılda bir 110 ng/dl düşüyor. Dr. Serdar Erkan, yıllar içindeki değişimi anlamak için testosterona bakmaya 30"lu yaşlarda başlanması gerektiğini söylüyor. Erkeklik hormonunu azalmasıyla ilgili şu bilgileri vedi:

Bazı erkeklerde 400 ng/dl'den yüksek olmasına rağmen andropoz belirtileri görülürken, bazılarında 350 ng/dl"nin altında olmasına karşın andropoz şikayetleri görülmez.

60 yaşındakilerin yüzde 35

70 yaşındakilerin yüzde 70

80 yaşındakilerin yüzde 90'ında testosteron düşüktür.

evdenevenakliyat palyaco webtasarım dedektif